6 Nisan 2016 Çarşamba
4 Nisan 2016
saat: 20.11
Hayatımda en sevdiğim en değer verdiğim canımdan çok sevdiğim adamı hayatımın aşkını gördüm uzun bir aradan sonra.
Heyecandan, kalbim duracaktı mideme kramp girdi ellerim buz gibi oldu ve ben tabii ki yine nefes almayı unuttum. Ama onu görünce... Ya nasıl anlatılır bilmiyorum ki, başka bir şey bu anladınız mı? O his çok başka bir şey.
Arkamdan seslendiler, etrafa bakmaya başladı sonra beni gördü ayağa kalktı, "allahsız nerdesin sen çok uzun zaman oldu" dedi. evet dedim ne diyebilirdim ki... Çok uzun zaman olmuştu gerçekten. Hayatımda hiç kimseyi bu kadar özlememiştim, hayatımda hiç kimseye bu kadar çok sarılmak istememiştim.
Sarıldım sıkı sıkı. İçime çeke çeke kokusunu. O an dursun istedim her şey. Her şey dursun ve ben sadece onunla kalayım, ona sarılarak kalayım... Ama tabi olmadı. Biz bir masaya geçtik oturduk yanımıza geldi ne içersiniz diye sordu. Ben ona bakmaktan bir şey düşünemiyordum. Arkadaşım bira dedi. İçeriden garsonu çağırdı iki bira dedi. Bütün hareketlerini inceliyordum hafızama iyice kazımak için. Sonra garson geldi, dark istedik. İstemişiz yani, farkında değilim. Sonra birileri geldi onlarla ilgilenmeye gitti. Ben sakinleşmek için arkadaşımla konuşmaya çalışırken "gençler" dedi geldi masamıza oturdu. Kolunu masaya dayadı bir sigara yaktı. Bende sigara çıkardım ve bende kolumu masaya dayadım. O ne yaparsa aynısını yapıyordum. Sigaramı yaktı. Sigara içişine aşık olduğum adam, benim sigaramı yaktı. Birbirimize yakın oturuyorduk, Sesini duymak onun bu kadar yakınında olmak o kadar güzeldi ki... Anlatamam anlatamıyorum. Yazarken bile kalbim sıkışıyor.
Konuştuk, sınavlardan açıldı konu sonra kendisi bir şeyler anlattı güldü. Güldü. Gülüşüne öldüğüm adam, karşımda, gözlerimin içine bakıp güldü. Ölebilirdim o an. Ama ölmedim, tadını çıkarmak için. Sırf onun sesinin o güzel gözlerinin ve muhteşem gülüşünün tadını çıkarabilmek için.
Sonra kalktı masamızdan. Sonra ayakta birileriyle konuştu ama bizim masanın yanında duruyordu. Sigarasını masamızdaki küllükte söndürdü. Çakmağıyla sigarası bizim masada kaldı. Sonra bir ara ortadan kayboldu. Ben yine sakinleşmek için arkadaşımla konuşmaya başladım. Bira içiyorum ama tadını almıyorum. O an ondan başka hiçbir şeyle ilgilenmiyordum. Sonra tekrar geldi, ayrı ayrı oturmayalım bu masaya gelin dedi. Geçtik. Geldi yanımıza oturdu. Karşısında oturuyordum. Konuştuk. İlk defa bu kadar yakındım o kadar mutluydum o kadar huzurluydum ki... ilk gittiğimde içeri girmek istemedim heyecandan midem büzüşünce kendimi kötü hissettim, geri dönüp koşup gitmek istedim. Ama ona sarıldıktan sonra her şey değişti. Yanında oturmak hep onu izlemek istedim.
Sonra bir ara yanına oturdum. Yanına geçmeden önce nereli olduğumuzu falan sormuştu. Ben yanına geçtim, o sırada arkadaşına bir şey söylüyordu. Sonra birden döndü dedi ki "eee xxx'e ne zaman gidiyoruz." ne zaman istersen dedim, ama o sırada arkadaşı bir şey deyince duymadı benim söylediğimi.
Kalktı sonra. Gitti başka yere oturdu. Benim yanıma başkaları oturdu. Konuşma yaptırdılar ona. Alkışladık hepimiz. Sonra arkadaşım sıkılmaya başlayınca biraz daha oturup kalktık. Yanımızdakilerle sarıldık önce. Biz ayaklanınca gördü sanırım bizi, yanımıza geldi. "Gidiyor musunuz" dedi. Evet dedim. Ayaküstü biraz daha konuştuk. Sonra ikinci fotoğrafımızı çekmek istedim birden. Portre ödevimde vardı zaten. Ödevi bahane ettim. "Burada daha fazla ışığın olduğu bir yer var mı" dedim. "Sahnenin orası var işte ne oldu ki?" dedi. "Benim ödevim var portre çekmem gerekiyor da" dedim gülümsedim. Güldü, kimi çekeceksin, dedi. "Seni çekebilir miyim?" dedim. Başta aa olmaz beni çekme bak daha yakışıklılar var falan dedi ama sonra ikna ettim, e iyi gel madem çekelim, dedi. Nereye oturayım diye sordu. Sahne ışığının vurduğu sandalyeyi gösterdim. Oturdu. Nasıl oturayım dedi. Rahat otur istediğin gibi sadece basit bir portre fotoğrafı dedim gülümsedim. Poz verdi, bir kaç tane flaşsız bir kaç tane de flaşlı çektim. Gözleri kötü oldu flaştan, gözlerini kırptı. Özür dilerim gözlerini mahvettim dedim. Güldü. Sonra kalktı. Yanıma geldi. e o zaman beraber de çekelim dedim. Hadi çekelim dedi. İkinci fotoğrafımız da böylelikle canlanmış oldu. Sonra biraz daha konuştuk. Yaşa geldi konu. Ben yirmiyim işte dedim. 20 dedi durdu biraz. Bende 81'liyim biliyorsun değil mi, dedi. Biliyorum ama hiç göstermiyorsun dedim. Evet ama saçlar gidecek yakında dedi. Yaşınızın değerini bilin, güzel zamanlardasınız dedi. Evet dedim ne diyebilirdim ki... Konuyu daha fazla nasıl uzatırım diye çabalıyordum ama daha fazla uzatamadım.
Artık ayrılık vakti gelmişti. Kalbim sıkıştı. Kalbime ağrılar girdi. Yanında kalmak istiyordum. Ama gitmek zorundaydık, gideceğiz diye kalkmıştık bir kere. Son anlarımızdaydık. Teşekkür ederim geldiğiniz için dedi elimi tuttu sıkı sıkı. Önce tam tutamadı elimi, sonra elinin içine yerleştirdim elimi. Daha fazla duramıyordum çünkü elini tutmak yüzüne dokunmak sakallarına dokunmak saçlarını sevmek istiyordum. Ama elimden sadece elini tutmak geliyordu. O bile yeter aslında. Çünkü onunla tanışmadan önce bunların hiçbirini yaşayacağımı düşünemezdim bile.
Sonra ayrıldık oradan. Gece resmimizi koydum internete, cansın, iyi ki varsın dedim. Beğendi fotoğrafı. Ertesi gün "bu arada geldiğin için yeniden teşekkürler ;)" yazdı. Kalbim nasıl çarptı anlatamam. "Güzel geceydi asıl ben teşekkür ederim :)" dedim bende.
Şimdi durup durup bu anları düşünüp mutlu oluyorum, heyecanlanıyorum.
Çok güzel gündü. Çok özlemiştim yani gerçekten çok özlemiştim.
Ama şimdi daha çok görmek istiyorum. Hep böyle oluyor.
Keşke yeniden görebilsem ve keşke yine sarılabilsem
(Ha bir de bir ara buralara geldiğinde haber ver görüşelim benim telefonum yok bu ara ama haberleşiriz bir şekilde gerçi sık geliyor musunuz buralara bilmiyorum ama, dedi. Ben geliyorum ama rahatsız etmemek için haber vermiyorum dedim. Olur mu öyle şey haberleşiriz, dedi. Tamam haber veririm bir daha ki sefere, dedim. Belki yakın zamanda yine görürüm, ne dersiniz?)
Lady,
xoxo
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder