29 Ağustos 2015 Cumartesi
Başa çıkamadığım bi kaç şey var. Şuramı ezip geçiyor. Dur diyemiyorum, hani denilmez ya bazen. Şuramı ezip geçen şeylerden biri, bilirsiniz, özlemdir. Her daim yakar. Uzakta olanı ayrı, yakında olanı ayrı bir ateştir. Uzaktı benim özlemim, çok uzaktı. Koşsam yetişemeyeceğim, bağırsam sesimi duyuramayacağım kadar uzaktı. Mühim değildi inanın. Onu uzaktan özlemek bile bazı zamanlar şurama iyi geliyordu. Beni yakan kavuran onu ondan habersiz özlemek. Şu evde, şu yatakta yatarken onu özlemek, haberi yokken deli gibi özlemek şuramı delip geçiyor inanın.
Parmak uçlarım sakallarına dokunmak istiyor. Biliyorum, oradasın sen, eğer orada bir yerde olmasaydın ben seni özleyemezdim. Sen oradasın ve ben seni özlüyorum. Sakallarına dokunmak istiyorum.
Ben, hiç tutmadığım ellerini çıkaramıyorum hafızamdan. İnanın deniyorum da olmuyor. Ben ellerini unutamıyorum. Düşünün, ellerini bile. Biliyorum, şimdilerde saçın sakalın birbirine karışmış özlemi sorgulanamayan o adamlardan birisi oldun kaldın. Benden çok uzak bi şehirde. Biliyorum, ellerimi hiçbir zaman karışmış saçından, uzamış sakallarının arasından geçiremeyeceğim. Ama inan bana adam, bunu hep isteyeceğim. Olmasa da, olmayacak olsa da isteyeceğim sana dokunmayı. Saçına, sakallarına dokunmayı.
O şimdi ne yapıyor? Şu anda, şimdi? Evde mi, sokakta mı, çalışıyor mu, uzanmış mı, ayakta mı? Kolunu kaldırmış olabilir.
Şöyle uzaktan bir yerden yüzünü görsem, tüm derdimi tasamı olduğum yerde bırakıp koşacağım sana ama olmuyor görüyorsunuz.
"Yitmiş gitmiş bir" öyküydü. Anlatmaya gücüm yoktu ama anlatmamak da sanki içimi yiyip bitiren bir tür kanser türüydü. İçimi yiyip bitiren bu kanser ciğerlerimi öksürerek yerinden sökmüştü. Diz kapaklarımı parçalamıştı, avuç içlerimi, parmaklarımı morartmıştı. Peki siz hala bunun kanser olduğuna inanıyor musunuz?
Yüzünü gözlerimin önüne getiren şey her neyse tahmininden daha fazla yakıp kavuruyor şuramı.
Ama artık vazgeçtim. Bay Hacker'ı sevmekten vazgeçtim. Nasıl dayanacağım bilmiyorum ama bundan sonra hayatımda öyle biri yok. Hiç olmamış gibi. Ben bunları hiç yaşamamışım gibi. Hiç sevmemişim gibi. Hiç aşık olmamışım gibi.
Kahroluyorum be. Yemin ederim içimden bir şey sökülüyor. Canım acıyor.
Ölüyorum be.
Lady,
xoxo
25 Ağustos 2015 Salı
Selam
Daha önce söylemiştim. Hayatımdan bazı anları söküp atmak istiyorum. Böyle bir şey olsa ne güzel olurdu demiştim.
Sonra hiç doğmamış olmayı istemiştim. Böylesi daha iyi olabilirdi ve tek çözümde bu olurdu.
Doğmamış olsaydım, acı nedir bilmezdim. Ölüm nedir bilmezdim. Korku nedir bilmezdim.
Aşık olmazdım mesela. Ne biliyim aşk acısı dedikleri şeyi bilmezdim. Aşk acısı dedikleri şey, diğer acıların yanında çok basit kalıyor aslında. Ama yine de kalbiniz acıyor işte. Kalbinizi acıtan her şey büyük bir acıdır. Bu böyledir.
İçim acıyor. Her şeye içim acıyor. İnsanların öldürülmesine dayanamıyorum artık. Gözlerindeki korkuyu gördükçe içim eziliyor. Küçücük çocukların gözlerinde ümitsizlik görmek dayanılmaz bir acı yaşatıyor. Tüm bu acıların, kederlerin, göz yaşlarının içinde birazcık da olsa yüzüm gülsün istiyorum. Herkes gibi. Herkesin istediği o anlık mutluluğu ben de istiyorum. Ama bulamıyorum.
Hep "ben güçlü bir kızım" dedim. Tanrının gücüne gitti herhalde, sonra hep bir emin misin bak diye bi sınadı beni. Kendime gelemedim.
Acı üstüne acı yaşadım. Mesela hiçbir zaman yaşıtlarım gibi olmadım. Çocukça davranmak gibi bir lüksüm olmadı hiç. Hep olgun davranmak zorundaydım. Olgundum ve yaşıtlarımdan büyük gözüktüm her zaman. Çünkü davranışlarım hep büyüklerinki gibi oldu.
Hiçbir zaman olduğum yaşta hissetmedim kendimi. Ve belki de bu yüzden hep kendimden büyüklerle daha iyi anlaştım ve belki de bu yüzden hep kendimden büyüklere aşık oldum.
Kıvırcık, Bay Hacker... İşte bu ikisi hayatımı alt üst etti. Onca şey yaşadım, üzüldüm ağladım kızdım öfke saçtım etrafa, ama bu iki kişi hayatımı yerle bir etti. Ben benliğimden çıktım. Delirdim.
Kafayı yediğim zamanlar daha mutlu oluyorum ama biliyor musunuz? Delirdiğim zamanlar yani. Sizde eğer böyleyseniz, telaş yapmayın. Kafayı yiyince dünya acayip güzel bi yer oluyor. Kendimden biliyorum.
İlk kıskançlık hissi Kıvırcık'la birlikte geldi. Ondan önce hem çocuktum hem de böyle bir şey hissetmemiştim işte. Ama sonra Kıvırcık'la tanıştım ve hayatımdaki boşluğu gördüm. Onunla dolacağını düşündüm ama dolmadı. O da dolduramadı. Kıskançlık öyle bir girdi ki kanıma yanındaki kızların hepsinin kafasını kesip boz ayı gövdesine dikesim geldi. Sonra Kıvırcık'ı unutmaya başladıkça kıskançlık krizlerim geçti. Etrafındaki kızları affettim.
Sonra Bay Hacker'ı tanıdım. İnsan birini görmeden kendine nasıl bu kadar yakın hisseder aklım almıyor. Neden bu kadar çabuk kapılıyorum, bilmiyorum. Belki de kendimi yalnız hissettiğim için, bilmiyorum. Ama Kıvırcık'la olmadıysa Bay Hacker'la hiç olmaz biliyorum. Ama yine de yapamıyorum. Sürekli onu düşünüyorum. Bütün hareketlerimi ona göre planladım resmen. Nerde ne yapıyo kiminle üzgün mü mutlu mu sinirlendi mi, her şeyini merak ediyorum. Üzüldüğünde yanında olamıyorum ve içim yanıyor. O kızla mutlu olduklarını gördükçe kahroluyorum. Onun yanında olmak istiyorum onunla olmak istiyorum. Çok bir şey değil sadece onu istiyorum. Basit gözüküyor ama değil biliyorum.
O kızı düşündükçe sinirlerime hakim olamıyorum. O kız onun yanında olmamalı. Benden daha çok sevmiyordur çünkü Bay Hacker'ı benden daha çok seven birini bulan olursa gelsin beni de sevsin o kişi. Çok seviyorum yani ÇOK seviyorum. Yine kıskançlık krizlerine girmeye başladım. Kanım kavruluyor resmen yerimde duramıyorum. O kızın omurgalarını söküp evime askılık yapasım var. Yaparım. Kıskançlıktan ölmem ama öldürürüm.
Kıskançlık, çok sevmenin belirtisidir. Öyle düşündüğünüz gibi 'aman işte bi kız kıskanması' değildir yani. Seven insan kıskanır derlerdi de inanmazdım. Öyleymiş demek ki.
Demem o ki, kafayı yedim yiyorum ve yemeye de devam edeceğim. Kıvırcık'ı unutmam çok zor oldu ama benim gerizekalı gönlüm bir kaç level üste çıktı ve şimdi Bay Hacker'ı nasıl unutacağımı ve unuturken nasıl acılar çekeceğimi düşünemiyorum bile.
Belki de unutmak istemiyorum.
Bakalım.
Bu sefer kaç parçaya ayrılacağım?
Lady öper,
xoxo
Daha önce söylemiştim. Hayatımdan bazı anları söküp atmak istiyorum. Böyle bir şey olsa ne güzel olurdu demiştim.
Sonra hiç doğmamış olmayı istemiştim. Böylesi daha iyi olabilirdi ve tek çözümde bu olurdu.
Doğmamış olsaydım, acı nedir bilmezdim. Ölüm nedir bilmezdim. Korku nedir bilmezdim.
Aşık olmazdım mesela. Ne biliyim aşk acısı dedikleri şeyi bilmezdim. Aşk acısı dedikleri şey, diğer acıların yanında çok basit kalıyor aslında. Ama yine de kalbiniz acıyor işte. Kalbinizi acıtan her şey büyük bir acıdır. Bu böyledir.
İçim acıyor. Her şeye içim acıyor. İnsanların öldürülmesine dayanamıyorum artık. Gözlerindeki korkuyu gördükçe içim eziliyor. Küçücük çocukların gözlerinde ümitsizlik görmek dayanılmaz bir acı yaşatıyor. Tüm bu acıların, kederlerin, göz yaşlarının içinde birazcık da olsa yüzüm gülsün istiyorum. Herkes gibi. Herkesin istediği o anlık mutluluğu ben de istiyorum. Ama bulamıyorum.
Hep "ben güçlü bir kızım" dedim. Tanrının gücüne gitti herhalde, sonra hep bir emin misin bak diye bi sınadı beni. Kendime gelemedim.
Acı üstüne acı yaşadım. Mesela hiçbir zaman yaşıtlarım gibi olmadım. Çocukça davranmak gibi bir lüksüm olmadı hiç. Hep olgun davranmak zorundaydım. Olgundum ve yaşıtlarımdan büyük gözüktüm her zaman. Çünkü davranışlarım hep büyüklerinki gibi oldu.
Hiçbir zaman olduğum yaşta hissetmedim kendimi. Ve belki de bu yüzden hep kendimden büyüklerle daha iyi anlaştım ve belki de bu yüzden hep kendimden büyüklere aşık oldum.
Kıvırcık, Bay Hacker... İşte bu ikisi hayatımı alt üst etti. Onca şey yaşadım, üzüldüm ağladım kızdım öfke saçtım etrafa, ama bu iki kişi hayatımı yerle bir etti. Ben benliğimden çıktım. Delirdim.
Kafayı yediğim zamanlar daha mutlu oluyorum ama biliyor musunuz? Delirdiğim zamanlar yani. Sizde eğer böyleyseniz, telaş yapmayın. Kafayı yiyince dünya acayip güzel bi yer oluyor. Kendimden biliyorum.
İlk kıskançlık hissi Kıvırcık'la birlikte geldi. Ondan önce hem çocuktum hem de böyle bir şey hissetmemiştim işte. Ama sonra Kıvırcık'la tanıştım ve hayatımdaki boşluğu gördüm. Onunla dolacağını düşündüm ama dolmadı. O da dolduramadı. Kıskançlık öyle bir girdi ki kanıma yanındaki kızların hepsinin kafasını kesip boz ayı gövdesine dikesim geldi. Sonra Kıvırcık'ı unutmaya başladıkça kıskançlık krizlerim geçti. Etrafındaki kızları affettim.
Sonra Bay Hacker'ı tanıdım. İnsan birini görmeden kendine nasıl bu kadar yakın hisseder aklım almıyor. Neden bu kadar çabuk kapılıyorum, bilmiyorum. Belki de kendimi yalnız hissettiğim için, bilmiyorum. Ama Kıvırcık'la olmadıysa Bay Hacker'la hiç olmaz biliyorum. Ama yine de yapamıyorum. Sürekli onu düşünüyorum. Bütün hareketlerimi ona göre planladım resmen. Nerde ne yapıyo kiminle üzgün mü mutlu mu sinirlendi mi, her şeyini merak ediyorum. Üzüldüğünde yanında olamıyorum ve içim yanıyor. O kızla mutlu olduklarını gördükçe kahroluyorum. Onun yanında olmak istiyorum onunla olmak istiyorum. Çok bir şey değil sadece onu istiyorum. Basit gözüküyor ama değil biliyorum.
O kızı düşündükçe sinirlerime hakim olamıyorum. O kız onun yanında olmamalı. Benden daha çok sevmiyordur çünkü Bay Hacker'ı benden daha çok seven birini bulan olursa gelsin beni de sevsin o kişi. Çok seviyorum yani ÇOK seviyorum. Yine kıskançlık krizlerine girmeye başladım. Kanım kavruluyor resmen yerimde duramıyorum. O kızın omurgalarını söküp evime askılık yapasım var. Yaparım. Kıskançlıktan ölmem ama öldürürüm.
Kıskançlık, çok sevmenin belirtisidir. Öyle düşündüğünüz gibi 'aman işte bi kız kıskanması' değildir yani. Seven insan kıskanır derlerdi de inanmazdım. Öyleymiş demek ki.
Demem o ki, kafayı yedim yiyorum ve yemeye de devam edeceğim. Kıvırcık'ı unutmam çok zor oldu ama benim gerizekalı gönlüm bir kaç level üste çıktı ve şimdi Bay Hacker'ı nasıl unutacağımı ve unuturken nasıl acılar çekeceğimi düşünemiyorum bile.
Belki de unutmak istemiyorum.
Bakalım.
Bu sefer kaç parçaya ayrılacağım?
Lady öper,
xoxo
20 Ağustos 2015 Perşembe
Çok şey istemem ihtiyacım var bir tebessüme
Gözlerimi kapattım.
Açarsam ağlıyorum.
Ağlamamak için kapıyorum.
Etrafımdakileri görmek istemiyorum.
Onun yüzünü hayal ediyorum.
Gözlerimin önünde onunla vakit geçiyorum.
Bu yüzden açmıyorum gözlerimi.
Gözlerimi kapattığım sürece hep benim yanımda oluyor.
O yüzden gözlerimi açmıyorum.
Seviyorum.
Karşıma oturtup,
yüzünü avuç içlerime alıp;
"ulan şu kısacık ömrümde
kocaman seviyorum seni be"
Diyecek kadar çok,
seviyorum.
Ağlamıyorum.
Ağlayamıyorum.
Boğazımda düğümlüyorum ağlamalarımı.
Boğazımı sıksın,
nefessiz bıraksın.
Beni bu durumdan kurtarsın diye,
ağlamıyorum.
İçime atıyorum.
Attıkça daha çok acıyorum.
Acıyorum.
Yaralarım var,
saramıyorum.
İçim acıyor,
ben yanıyorum.
Bilinmezdeyim.
Kimse bilmiyor,
kimse anlamıyor.
Sonuçta,
sen böylesin, bu böyle.
Ben böyleyim, çok severim.
Çok.
Lady,
xoxo
15 Ağustos 2015 Cumartesi
İnsanların yakınları vardır. Annesi babası abisi ablası kardeşi... Ama kendine yakın göremezsin ya bazen. Böyle onun sevgisi başkalarında ararsın.
Mesela baba sevgisinden yoksun kadınlar, çoğunlukla kendinden büyük adamlarla ilişki yaşarmış. Çünkü babasından görmediği sevgiyi o adamdan görmek için.
Annesinin sevgisini hissedemeyen erkekler kadınlarla çok ilişkiye girermiş. Hepsinde anne şefkatini ararmış.
Ama hiç kimsede bulamazlarmış aradıklarını.
Çünkü ne baba sevgisinin ne de anne sevgisinin yerini tutmazmış hiçbir sevgi. Ne olursa olsun öyle seven olmazmış. Onlar kadar yakın davranan, kötü bişey yapsanız da sizin yanınızda olan kimse olmazmış.
Öyle değil işte.
Bazen öyle bir şey istiyorsun ki, sadece sevsin. Sen onu nasıl seviyorsan o da seni öyle sevsin.
Çocuklarından sevgilerini esirgeyen ebeveynler, dönüp kendilerine bi baksalar keşke. Çocuğun o, senin çocuğun, sevgini göstermemek ne demek? Anne baba olmuşsun bu yaşa gelmişsin, gelmişsin ve gideceksin hatta ama çocuğuna sevgini gösterememişsin. Çocuk için nasıl büyük bir travma olduğunu da bilmiyorsun dolayısıyla.
Annesini, babasını kaybeden çocuklar üzülürler. Çok üzülürler. Yokluğunu hissederler. Ama annesi babası hayatta olup da sevgisiz büyüyen çocuklar daha çok üzülürler. İkisi de laf ettirmez kimseye. Ama annesini babasını kaybetmiş çocuklardan daha yaralıdır diğerleri. Çünkü annesi babası hayatta olup da ölmüş gibi davranan ebeveynler kadar yakamaz hiç kimse bir çocuğun canını.
O yüzden o çocuklar daha güçlüdür. Başlarına gelen her şeyi kendileri halledebilirler. Çünkü bu zamana kadar kimseden yardım istememişlerdir ve kimse de onlara destek olmamıştır. Onlar güçlüdür. Güçlü olduklarını göstermek için birinin yanında ağlayamazlar. Hep içlerine atarlar. Gece çıkar bu çocukların hüzünleri. Geceyi sevmezler. Düşünmekten ve en çok da özlemekten. Belki de birazcık da kızmaktan...
Hepimiz güçlüyüz ve hepimiz yanımızda güçlü biri olsun istiyoruz.
Belki de artık güçlü olmaktan sıkıldığımız için yanımızda güçlü biri olsun ve o korusun bizi her şeyden istiyoruz.
Bay Hacker'ı görmesem de biliyorum ki, onun olduğu yerde bana zarar gelmez. Çünkü o çok güçlü. Çünkü o sahip çıkan biri. Çünkü o sevgisinden emin biri. Ne olursa olsun üzgün birine sırtını dönemeyen biri.
O yüzden bu kadar seviyorum. Yaşının büyük olmasının bir önemi yok. Olsa da kime ne...
Ben yaşıyorum. Ben öyle istiyorum. Bu zamana kadar yanımda olmayanlar şimdi de olmasalar da olur.
Ama unutmayın, ne olursa olsun iyi ve güzel kadınlar hep ağlar.
Lady öper,
xoxo
13 Ağustos 2015 Perşembe
9 Ağustos 2015 Pazar
Selam!
Birini özlüyor olmanız, ona dönmeniz gerektiğini göstermez. Bazen özlemeniz gerekir, bir sabah uyanıp özlemediğinizi fark edene kadar.
Ne bileyim, yaramı sarsam geçerdi belki. Ama ben hep geçmesin istedim. Hep kanasın, hiç unutmayayım. Kabuk bağlamasın, hep öyle kalsın bir yerlerimde. Bilmiyorum, belki de bunu hep ben istedim. Hep ağlamak istedim ve hep acımak istedim kendime. Aynaya bakarken gülmek istemedim hiç. Çünkü böyle daha anlamlı geldi her şey. Çünkü acı, yaşadığımı hissettirdi bana. Çünkü acı en gerçek duyguydu bana göre.
Şimdi sadece şunu söylüyorum kendime: Olursa olur olmazsa da alışkınım zaten.
Lady,
xoxo
Birini özlüyor olmanız, ona dönmeniz gerektiğini göstermez. Bazen özlemeniz gerekir, bir sabah uyanıp özlemediğinizi fark edene kadar.
Ne bileyim, yaramı sarsam geçerdi belki. Ama ben hep geçmesin istedim. Hep kanasın, hiç unutmayayım. Kabuk bağlamasın, hep öyle kalsın bir yerlerimde. Bilmiyorum, belki de bunu hep ben istedim. Hep ağlamak istedim ve hep acımak istedim kendime. Aynaya bakarken gülmek istemedim hiç. Çünkü böyle daha anlamlı geldi her şey. Çünkü acı, yaşadığımı hissettirdi bana. Çünkü acı en gerçek duyguydu bana göre.
Şimdi sadece şunu söylüyorum kendime: Olursa olur olmazsa da alışkınım zaten.
Lady,
xoxo
8 Ağustos 2015 Cumartesi
Selam!
Bence oldu bak böyle dersem kesin afallar. Afallasın zaten aptal. Bunun yüzünden çoğu şeyden nefret ettim. Kıştan nefret ettim, kardan nefret ettim. Karda yürüyemememden bile nefret ettim.
Bana yaşattıklarının yanında onun afallaması hiçbir şey değil. Gerçi böyle bir konuşma olmayacak tabii ki ama olduğunu var sayarsak, bir şaşırır kabul edelim.
Biraz daha iyiyim. İyi olmak zorundayım zaten başka ne yapabilirim ki? Hayatımı, en azından onu unutana kadar, sürekli ağlayarak geçiremem sonuçta.
Lady öper,
xoxo
Bir kaç gündür kötüydüm. Durup dururken ağlamaya başladım falan. Ama normalde herkesten gizli ağlayan ben, bu sefer kendimi tutamadığım için mammitamın yanında da ağlamaya başladım. Şaşırdı kadın tabi birden ağlamaya başlayınca. O sıkıldığımı düşündü anlatmamı istedi ama anlatmadım. Ne diycem ki? O da beni anlamıycak sonuçta.
Ama bugün biraz daha iyiyim. Hatta iyiyim. Ona çok az daha yakınım. Nasıl bir cümle oldu tam anlamadım ama. Yani şey yakın değilim ama numarası elimde olduğu için bir telefon uzakta gibi bir şey işte.
Aslında biliyor musunuz bence ben dedektif falan olmalıydım. Reklamcılık benim neyime. Bana en uygun meslek dedektifçilik. Telefonunu buldum dolayısıyla göz yaşlarım biraz dindi. Numarasını napıcaksam? Arayacak halim yok. Hem arasam ne diycem ki?
"Ya canım bak şimdi sen beni tanımıyorsun ama ben seni tanıyorum, biliyorsun. Şimdi şöyle oldu, ben iki senedir seni tanıyorum ve son zamanlarda senden başka bir şey düşünemez oldum. Seninde payın büyük bunda. Hiç öyle ben ne yaptım diye düşünme. İyi insansın diye insanlara böyle yakın davranınca doğal olarak kafa karışıklığı yaşanabilir. Buna karşı gelemezsin. Neyse konumuz bu değil. Ben seni aradım çünkü bazı şeyleri bilmeni istiyorum. Kaç yaşındasın bilmiyorum benden kaç yaş büyüksün tahmin edemiyorum, allasen doğum tarihini niye bir sır gibi saklıyorsun? Kaç yaşında olduğunu merak ediyorum. Seninle görüşmek istersem bu ne kadar sürer onu merak ediyorum. Sonra ne biliyim, arkadaşlarının yanında nasılsın onu merak ediyorum. Cana yakın mısın, yoksa sadece siyaset konuşan ciddi bir insan mısın merak ediyorum. O küçük şeytan sevgil -pardon biraz kaptırdım kendimi- kız arkadaşınla nasıl konuşuyorsun merak ediyorum. Ben aslında seninle ilgili her şeyi merak ediyorum. Yakışıklı mısın, bilmiyorum kabul et pek değilsin. Ya da şöyle söyliyim, hemen bozulma sende. Kızların gözünü alamadıkları erkek tipleri olur ya, ki ben genelde o tipleri pek sevmem, heh işte onlardan değilsin. Kabul et sende. Asi çocuksun sen. Uzun saçların ve iyimser tavrınla tezat oluşturan bir asi tavrın var. Bu yüzden aşık oldum ben sana. İmkansızsa imkansız be napiyim yani gönül bu, durdurabiliyorsun sanki. Ona aşık olmamam lazım dediğin oldu mu hiç? Olmadıysa bilemezsin tabi ama ben biliyorum. Kalp, beyni dinlemez. Kafasına göre takılır. Yani kısacası Bay Hacker, seni merak ediyorum. Ufacık bir saniye hatta salisede bile hayatında yer ediyorum ve bu beni çok mutlu ediyor. Bunu bil istedim. Bir şey beklediğim yok sadece içimde tutmaktan yoruldum. Acı çekiyorum ve sen de bil istedim. Kendine iyi bak Bay Hacker. Biraz fazla konuştum kusura bakma. Hoşçakal."
Bence oldu bak böyle dersem kesin afallar. Afallasın zaten aptal. Bunun yüzünden çoğu şeyden nefret ettim. Kıştan nefret ettim, kardan nefret ettim. Karda yürüyemememden bile nefret ettim.
Bana yaşattıklarının yanında onun afallaması hiçbir şey değil. Gerçi böyle bir konuşma olmayacak tabii ki ama olduğunu var sayarsak, bir şaşırır kabul edelim.
Biraz daha iyiyim. İyi olmak zorundayım zaten başka ne yapabilirim ki? Hayatımı, en azından onu unutana kadar, sürekli ağlayarak geçiremem sonuçta.
Lady öper,
xoxo
4 Ağustos 2015 Salı
Selam!
Dün gece yine her zamanki gibi uyuyamadım. Düşündüm durdum sadece başka bir şey yapmadım. Bir o yana bir bu yana döne döne sabahı ettim. Kendi kendime konuştum "vazgeç artık sen aşık değilsin bırak düşünme bırak" dedim ama yine de olmadı. Bir türlü kurtulamadım onu düşünmekten. Sağıma dönüyorum suratını görüyorum soluma dönüyorum gülerken görüyorum. Her yerde onu görüyorum. Dayanamadım kalktım sonra. Nefes alamadım sanki susuz kalmış gibi kurudu ağzım. Kalktım su içtim. Kurtulamıyorum. Ne yaparsam yapayım kurtulamıyorum olmuyor. Deniyorum sürekli deniyorum. Kimse beni anlamıyor en yakın arkadaşım bile. En kötüsü de bu biliyor musunuz. Kimsenin sizi anlamaması. Kimseden yardım beklediğim yok "geçicek sen ondan sadece hoşlanıyosun" diye saçma saçma konuşanları da istemiyorum. Tek istediğim 'gerçekten' bundan nasıl kurtulabileceğimi söylemeleri. Ne dediğimi ben de bilmiyorum ki, öyle konuşuyorum işte.
Olmaz. Hiçbir zaman olmaz. Onunla aramda hiçbir zaman bir şey olamaz. Ama asıl çaresiz hissetmeme neden olan ne biliyor musunuz? "şu an şu saat şu saniye onun hayatında yer aldım. Paylaştığım bir şeyi gördü ve baktı belki uzun uzun belki çok kısa. Ama o saat diliminde onun hayatında yer aldım" işte bu beni öldürüyor. Bu kadar ufak şeyden bile ümitlenmek beni öldürüyor. Bununla yetinmek zorunda kalmak beni öldürüyor.
5 yıl önce yaşadığım şeyleri tekrar yaşamaya başladım. Yine aynı his yine aynı acı yine aynı nefes alamama hissi yine aynı ağlama krizleri... Ağlamak istemiyorum bu sefer ağlamak istemiyorum. Bu sefer kalbi acıyan ben değil, o olsun istiyorum. Ben burada onu düşünüp nasıl acı çekiyorsam o da öyle acı çeksin istiyorum. Ben burada ölüyorsam o da orada kahrolsun istiyorum. Bunu gerçekten istiyorum. Her gün her gece her yattığımda hep bunu söylüyorum. Göğsümdeki acıyı hissetsin istiyorum.
Sadece onun için değil, beni anlamayan herkes aynı acıyı çeksin ve görsünler bakalım göğsündeki ağırlık gitmeden ne kadar yaşayabiliyorlar, kalbine giren sancılara ne kadar dayanabiliyorlar, göğsün deliniyormuş gibi hissetmek nasılmış anlasınlar.
Ben acı çekiyorum tam beş sene önceki gibi. O zamanlarıma geri dönmek istemiyorum. Tekrar aynı şeyleri yaşamak istemiyorum. Artık göğsümdeki ağırlıktan ve bu uyuşukluk hissinden kurtulmak istiyorum.
Benim ona ihtiyacım var. Başka kimseye değil sadece ona.
Lady,
xoxo
Dün gece yine her zamanki gibi uyuyamadım. Düşündüm durdum sadece başka bir şey yapmadım. Bir o yana bir bu yana döne döne sabahı ettim. Kendi kendime konuştum "vazgeç artık sen aşık değilsin bırak düşünme bırak" dedim ama yine de olmadı. Bir türlü kurtulamadım onu düşünmekten. Sağıma dönüyorum suratını görüyorum soluma dönüyorum gülerken görüyorum. Her yerde onu görüyorum. Dayanamadım kalktım sonra. Nefes alamadım sanki susuz kalmış gibi kurudu ağzım. Kalktım su içtim. Kurtulamıyorum. Ne yaparsam yapayım kurtulamıyorum olmuyor. Deniyorum sürekli deniyorum. Kimse beni anlamıyor en yakın arkadaşım bile. En kötüsü de bu biliyor musunuz. Kimsenin sizi anlamaması. Kimseden yardım beklediğim yok "geçicek sen ondan sadece hoşlanıyosun" diye saçma saçma konuşanları da istemiyorum. Tek istediğim 'gerçekten' bundan nasıl kurtulabileceğimi söylemeleri. Ne dediğimi ben de bilmiyorum ki, öyle konuşuyorum işte.
Olmaz. Hiçbir zaman olmaz. Onunla aramda hiçbir zaman bir şey olamaz. Ama asıl çaresiz hissetmeme neden olan ne biliyor musunuz? "şu an şu saat şu saniye onun hayatında yer aldım. Paylaştığım bir şeyi gördü ve baktı belki uzun uzun belki çok kısa. Ama o saat diliminde onun hayatında yer aldım" işte bu beni öldürüyor. Bu kadar ufak şeyden bile ümitlenmek beni öldürüyor. Bununla yetinmek zorunda kalmak beni öldürüyor.
5 yıl önce yaşadığım şeyleri tekrar yaşamaya başladım. Yine aynı his yine aynı acı yine aynı nefes alamama hissi yine aynı ağlama krizleri... Ağlamak istemiyorum bu sefer ağlamak istemiyorum. Bu sefer kalbi acıyan ben değil, o olsun istiyorum. Ben burada onu düşünüp nasıl acı çekiyorsam o da öyle acı çeksin istiyorum. Ben burada ölüyorsam o da orada kahrolsun istiyorum. Bunu gerçekten istiyorum. Her gün her gece her yattığımda hep bunu söylüyorum. Göğsümdeki acıyı hissetsin istiyorum.
Sadece onun için değil, beni anlamayan herkes aynı acıyı çeksin ve görsünler bakalım göğsündeki ağırlık gitmeden ne kadar yaşayabiliyorlar, kalbine giren sancılara ne kadar dayanabiliyorlar, göğsün deliniyormuş gibi hissetmek nasılmış anlasınlar.
Ben acı çekiyorum tam beş sene önceki gibi. O zamanlarıma geri dönmek istemiyorum. Tekrar aynı şeyleri yaşamak istemiyorum. Artık göğsümdeki ağırlıktan ve bu uyuşukluk hissinden kurtulmak istiyorum.
Benim ona ihtiyacım var. Başka kimseye değil sadece ona.
Lady,
xoxo
3 Ağustos 2015 Pazartesi
İç Boşaltma
Selam!
Evet sanırım yeter bu kadar.
Bay Hacker, bu günler gelicek görüceksin.
Lady öper,
xoxo
Sevgili Bay Hacker'a söylemek istediğim bazı şeyler var. Burayı okumadığını biliyorum, bundan hiç haberinin olmayacağını da biliyorum ama içimde tutmak da istemiyorum. Etrafımda beni anlayan kimse de olmadığı için sanırım buraya yine içimi dökücem.
Sevgili Bay Hacker, kalbimi çaldınız hadi tamam dedik ama aklımı neden çalıyorsunuz acaba? Ha bir de uykumu. Sizin yüzünüzden uyuyamaz oldum. Tam yatacağım zaman sizin yüzünüzü görerek uykularımın kaçtığını biliyor musunuz? Bilmiyorsunuz. Evet uykularım kaçıyor, kalbim sıkışıyor heyecandan, başıma bir ağrı giriyor birden. Sonra bir daha oturuyorum gece kuşu gibi sabaha kadar. Tam yatıcam diyorum hop! bir anda resmimi beğeniyorsunuz. Olmuyor böyle, gerçekten. Nolur bana böyle yapmayın Bay Hacker. Ben artık dayanamıyorum. Nasıl hissediyorum biliyor musunuz Bay Hacker? Bir kere yüzünüz gözümün önünden hiç gitmiyor. Nereye baksam, kimle konuşsam her yerde sizi görüyorum. Geçen gün sesinizi duydum dedim oha artık bu kadar da değil. Kusura bakmayın arada böyle ağzımdan kaçabiliyor. Sizin adınızın geçtiği bir an, benim kalbimin çarpıntılarının tavan yaptığı an oluyor. Sizinle ilgili bir haber gördüğümde, biri bir şey paylaştığında içimdeki öfkeyi durduramıyorum Bay Hacker. Herkes size bu kadar yakınken ve herkes sizinle ilgili bu kadar rahat konuşabiliyorken, benim sizden gizli gizli bahsetmem kalbimi çok acıtıyor Bay Hacker. Ben burada ölürken sizin bundan hiç haberinizin olmaması beni gerçekten parçalıyor, paramparça ediyor Bay Hacker. Sizinle tanışıp bir çay içebiliriz bence. Elektrikse elektrik, çaysa çay. Çay sevmem ama sizin için çay bile içerim Bay Hacker. Sizin yanınızda olmak istiyorum artık Bay Hacker. Kalbim ve aklım sizinle birlikte başka bir şehirdeyken benim başka bir şehirde olmam haksızlık değil mi Bay Hacker? Bana yazık değil mi?
Evet sanırım yeter bu kadar.
Bay Hacker, bu günler gelicek görüceksin.
Lady öper,
xoxo
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
