18 Eylül 2015 Cuma


song

Yanımızda olmasını istediğimiz insanlar var, kabul edelim. Bazen inkar etsek de "ulan gel işte, yanımda otur, gözlerimin içine bi bak" demek istediğimiz insanlar var.

Onlar yanımızda değilken, şu anda yanımızda olanlara katlanamıyoruz bazen, kabul edelim. Yanımızda olanlar aslında ne kadar da şanslılar ama farkında değiller. Bazen şey demek istiyorum: "Seni seçtim pikaçu, allah belamı verdi ama maalesef seni seçtim. Keşke seçmeseydim. Yanımdasın, şanslısın o yüzden sus da otur."

Ama maalesef diyemiyoruz, çünkü neden? Kaybetmekten korkuyoruz. Onlarda giderse yalnız kalıcaz çünkü. Yalnız kalmaktan korktuğumuz için içimizden gelerek yaşayamıyoruz. Halbuki yalnızlık dediğin nedir ki? Alışırsın elbet bi zaman sonra. Ama yok, illa yanımızda birileri olucak ve illa bizi sevdiğini gösterecek.

Ama en kötüsü de ne biliyor musunuz? Yanımızdaki insanlar bizi sevdikleri için yanımızda değiller. Bunu hepimiz çok iyi biliyoruz. Biliyoruz ama söylemiyoruz. Salağa yatıyoruz.




Gözlerimden tutun da, ciğerime kadar kırgınım.

Dün gece rüyamda gördüm onu. Yüzü yine her rüyada olduğu gibiydi, 'belirsiz'. Korktum, uyandığımda bir daha yüzünü göremeyeceğim diye, yüzünü unutacağım diye korktum. İnanın bana yüzünü unutacak olmanın düşüncesi bile beni sürüklüyor bir bataklığa. Ve biraz daha düşününce ben o bataklıktan ömrümce çıkamıyorum. Benim onun yüzünü görmem gerek. Anlayabiliyor musunuz? Benim onu hemen görmem gerek.

Bir fotoğrafla karşı karşıya kalmanın ne demek olduğunu öğreneli çok uzun zaman olmadı doğrusu. Çaresizce bir fotoğrafa bakakalmak bana hüznün bir diğer anlamını öğretmiş gibiydi sanki. Cansız bir fotoğraftı neticede. Lakin, bir şey vardı, bir şey. Biraz bulanınca gözler, canlanıyordu fotoğraf. İnanmayacaksınız biliyorum fakat ne zaman ağlayarak baksam o fotoğrafa sanki o da benimle ağlıyormuş gibi geliyordu bana. Niye böyle bir yanılgıya düşmüştüm bunca zaman bilmiyorum. Ağlamadan bakınca fotoğrafa gülümsüyorum hafifçe. Fotoğrafı ağlamıyor çünkü. Ya da ağlamak için beni bekliyor. Ya da ben hafiften deliriyorum. Hangisi daha yakın bilmiyorum bulunduğum duruma. Ama inanın o öylece bir fotoğraf değil. O fotoğraf şuramı her akşamüstü yakan bir fotoğraf.

Göğsümü darlıyor yokluğu.

İçimize ata ata, derin bir nefes alacak yer kalmadı be. Öldük yeter.


Canım Frida demiş ki; "Bütün bedenler çürüyor aslında Diego'm. Eskiyor bütün bedenler. Ama acı çeken yüreği var ise bir bedenin, daha hızlı çürüyor o beden. Benim acı çeken bir yüreğim var Diego. Seni sevmeye başladığım o günden beri, acı çeken bir yüreğim var."


Frida Kahlo'yu bu yüzden severim ben. Acı çekmiş, ama yine de vazgeçmemiş hiçbir zaman. Kadının gücünü her zaman göstermiş yüce bir kadındır o. Aynı zamanda komünist aynı zamanda aşık.


Ve unutmayın;

Hayat, aldığımız nefeslerin toplamı değil,
nefesimizi kesen anların toplamıdır.



Lady,
xoxo

14 Eylül 2015 Pazartesi



Kadın, 
hiç olmayan bir adamı bekledi.
Günlerce,
aylarca.


Kızın delisi makbuldür. Deli gibi seveni, deli gibi ağlayanı, deli gibi bekleyeni. Asla vazgeçmeyeni.



Sen de ya gel, ya da çık git içimden be adam. Beni düşünmeyen beyin hücrelerin yansın be. Yeter artık.

Gelecek diye bir şey yok. Gelmeyecek olan ne varsa, onu sevdim ben. Öylece ona dokunmak varken, öylece dibine sokulmak varken ben burada tekli koltuğumda oturmuş bu yazıyı yazıyorum. Bakın bu dramdır.

Affetmeyin. Sizi sabaha kadar uykusuz bırakıp, sizi düşünmeden hayatlarına devam eden insanları, affetmeyin. Üzülmesine dayanamadığım insanın canı yansın istedim ben. Beni nasıl yaktıysa o da öyle yansın. Bir gece yarısı içi sızlasın istedim.

Hiç sevmedi ulan, ben size bunun izahını nasıl yapayım?

Olur da gelmezse, ölür de karşılaşamazsak, bil, çok sevdim seni adam. Yoruldum artık, her bir hareketinden anlam çıkarmaya çalışmaktan, yüreğimin her seferinde ağzıma gelmesinden yoruldum. Nerede olursam olayım, seni hissediyorum adam. Gölgeni görsem sarılacak gibiyim. O kadar çok özledim ki, tüm dünyaya sarılır gibi sarılmak istiyorum sana.

Fotoğrafa bakıp ağlamak diye bir şey var. Belki de özlemlerin en büyüğü. Ve sarıldığını hayal etmek var bir de. Gözlerini kapatıp düşünürsün, garip bir mutluluk.

Öyle içten, öyle masum seviyorum ki onu. Ah bir bilse gecelerimi, ah bir görse adı geçtiğinde gözlerime yansıyan mutluluğumu. Adı geçiyor bir yerde, sonra o nefes darlığı. Hiç vazgeçmeyeceğim, adına gülümsemekten. O bir kere gülüyor, benim bin kere aklıma geliyor.

Canımın içi yani bu adam, daha ne söyleyeyim.





Lady öper,
xoxo


 
 
 

10 Eylül 2015 Perşembe

Diyelim ki affettim, hakkımı da helal ettim; Allah belanı vermeyecek mi sanıyorsun?

Selam

Caton'un bir sözü var: Lacrimis struit insidias cum femina plorat.

Yani diyor ki; "Kadın ağlarken, gözyaşlarıyla intikam planı hazırlar."

Yani kadınları hafife almayın beyler.


Ağlıyorum içim yanıyor ölüyorum sanıyorum her seferinde. Şuramda bir delik açıldı ve gün geçtikçe de büyümeye devam ediyor.

Öyle uzaktan seviyorum onu. Ona söylemek istediğim her kelimeyi dilimde parçalayarak seviyorum. Damla damla dökülürken kelimelerim, masum beyaz bir kağıtta seviyorum. (Cemal abimize selamlar)


Sonra kıskançlık krizlerim başlıyor yine. Yine ve yine. Ona bakan her kadını, yanında o kızı, diri diri yakıp küllerinde dans etmek istiyorum.

6 ay uzaktan izledim. Hiç karşıma çıkmadı. Ama sonsuz kez vücudumun her hücresi uyuştu. 7 kez Taksim'e gidip onu izledim. 23 ay defter tuttum. 20 şiir, 228 sayfa günlük yazdım. 2 kez yazmayı denedim, olmadı. 1 kez kader bana güldü. Ama hiç yanımda olmadı. Ben hep öldüm. 2 yıl oldu. Bir kez bile başkasını sevmedim. Bir kez bile beni sevmedi. Milyon kez öldüm.

Sevmeyecek de beni hiç, biliyorum.



Ama ben hala karşılaşma ihtimalimiz olan caddelerde turluyorum. Anlaşmak zorunda değiliz ki, gelse yanıma otursa, yeter.

Dünyanın küçük sesi, onu görünce çarpan o yüreğimin.


Sonra onu yine gördüm. Öylece ayakta duruyordu. Hayatımda hiçbir şeye bu kadar uzun ve bu kadar kaybetme korkusuyla bakmadım bir daha.


Ama bütün bu yaşadığım acıların hepsinin bir karşılığı olacaktır iananıyorum.



Lady,
xoxo