10 Haziran 2017 Cumartesi
şarkı
Kötü günler geçirdim. Canım yandı, ağladım ama sonunda hayatımdan çıkması gereken kişiyi çıkardım. Ve hatta canımın yakılması yetmedi, yeni birinin hayatımdan çıkmasını istememeye başladım. Şu an bu yazıyı okurken dinlediğiniz şarkıyı bana kendisi önerdi, ben de bayıldım ve umudumu yitirmemeye karar verdim.
Hepimiz bir gün mutlu olacağız, bunu unutmayın.
Şimdi gözlerini kapatın ve şarkıya odaklanın.
Size neler hissediyor?
3 Nisan 2017 Pazartesi
Şişelere deniz koy,
gemiler batsın -boğazımıza-
Hayatımda ilk defa bu kadar kararsızım. Neden böyle olduğumu da bilmiyorum.
Son ilişkimden bahsediyorum evet.
Daha öncekiler ayrıldıktan enn fazla iki gün sonra hayatımdan tamamen çıkıp gittiler. Ama o gitmiyor. Hala hayatımda hala konuşuyoruz arada sırada da olsa. "İstediğin de yaz ben buralardayım her zaman" diyor. Neden yapıyor bunu bilmiyorum. Ne düşünüyor onu da bilmiyorum. Tek bildiğim şey bu belirsizlikten. Bana net bir şey söylese mesela dese ki tamam bitti artık görüşmeyelim, tamam diyeceğim ve beynimden de kalbimden de sileceğim onu tamamen. Ama böyle bir şey de söylemiyor. Ne yapacağımı bu yüzden bilmiyorum işte. Ne düşüneceğimi de bilmiyorum. Arkadaş mı olacağız? Eski sevgiliden arkadaş olur mu ki? Ya da hep böyle mi takılacağız, canımız sıkılınca falan mı konuşacağız sadece? Ben öyle yapamıyorum. Ben bu şekilde oldukça aklımdan çıkaramıyorum, unutamıyorum. Ayrıldıktan sonra bana ne zaman yazsa hep soğuk davrandım çünkü kendimi ondan uzak tutmaya çalışıyordum. Ama olmadı, yapamadım. Sonra da ona yaklaşmaya başladım. Eskisi gibi neşeli neşeli konuşmaya başladım. Bana tekrar olabilir miyiz dediğinde bilmiyorum dedim ama şu an istiyorum. Sonucunun daha kötü olacağını, çok daha kötü biteceğini bile bile şu an istiyorum. Unutamayıp böyle belirsizlik içinde yaşamaktansa birlikte olup sonucunun kötülüğünü iyiliğini ne olacaksa işte, yaşamak istiyorum.
Şu an hayatımda yolunda giden hiçbir şey yok. Her şey belirsiz, her şey sorunlu. Bir problem çıkıyor hemen arkasından bir şey daha oluyor. Yoluna sokamıyorum hiçbir şeyi. Bütün sorunlar bir araya gelince de o kadar yorgun ve mutsuz hissediyorum ki kendimi, gitmek istiyorum buradan. Çok uzaklara, çok çok uzaklara. Hiçbir şey yapmak istemiyorum bütün hayatım alt üst olmuş gibi hissediyorum. Kötü rüyalar görüyorum, geceleri uyuyamıyorum, çok sigara içiyorum, antidepresana başladım ve kendimi alkole vermiş durumdayım. Rahatlatıyorlar mı? Hayır. Ama en azından beynimi uyuşturuyorlar.
Bay Hacker'a bir şey olmasından korkuyorum, son ilişkimin tekrar düzene girmeyeceğinden korkuyorum, okulda yaşadığım problemler canımı sıkıyor, belirsizlikler canımı sıkıyor ve yoluna girmeyecek diye korkuyorum. Her şeyden korkuyorum, hemde her şeyden.
Ne olacak bilmiyorum.
"Canım yandı, camı açtım
dumanından haberin olmadı..."
28 Mart 2017 Salı
3 yıldır her sabah korkarak uyanıyorum. Onu tanıdığım günden beri her gün her dakika ona bişey olacak korkusuyla yaşıyorum. Nasıl bir duygu olduğunu tahmin bile edemezsiniz, öyle bir duyguyu tatmayın da zaten. Her sabah uyanır uyanmaz onun bütün hesaplarına bakıyorum, yaşadığına dair bilgi edinebilmek için... Her allahın günü kalbimde bir sızıyla uyanıyorum 3 yıldır.
İstanbul'a onun için geldim, ona daha yakın olabilmek için. Varlığı bile güçlü olmama yetiyor. En ufak bir hareketiyle bile mutlu ediyor beni. Gülüşünde eriyip gidiyorum.
Ona bişey olursa yapamam ben. Dayanamam. Onsuz bir hayata katlanamam. Gücüm gider, enerjim gider. Ben giderim. Yok olurum. Onsuz nerede ne yaparım nasıl yaşarım?
Bu sabah çok kötü bir haber okudum onunla ilgili. Ölüyormuş neredeyse.
Bana karşı neden soğuk bilmiyorum ama ben onu hala deli gibi seviyorum. Olsun, o beni sevmese de olur. O benim için her şeyden, herkesten daha değerli. Ailemden, arkadaşlarımdan... Herkesten.
Bugün, hayatımda ilk defa, gökyüzüne baktım ve çaresizce haykırdım. "ne olur ona bişey olmasın, ne olur onu benden alma" dedim. Hayatımda ilk defa, biri için bu kadar endişeleniyorum. Biri için kalbim acıyor. Hayatımda ilk defa, biri için gözümü karartıp önüne atlamaya hazırım. Hayatımda ilk defa korkmuyorum hiçbir şeyden, başıma geleceklerden.
Onu benden kimse alamayacak. Kimsenin ona zarar vermesine izin vermeyeceğim.
Asla.
İstanbul'a onun için geldim, ona daha yakın olabilmek için. Varlığı bile güçlü olmama yetiyor. En ufak bir hareketiyle bile mutlu ediyor beni. Gülüşünde eriyip gidiyorum.
Ona bişey olursa yapamam ben. Dayanamam. Onsuz bir hayata katlanamam. Gücüm gider, enerjim gider. Ben giderim. Yok olurum. Onsuz nerede ne yaparım nasıl yaşarım?
Bu sabah çok kötü bir haber okudum onunla ilgili. Ölüyormuş neredeyse.
Bana karşı neden soğuk bilmiyorum ama ben onu hala deli gibi seviyorum. Olsun, o beni sevmese de olur. O benim için her şeyden, herkesten daha değerli. Ailemden, arkadaşlarımdan... Herkesten.
Bugün, hayatımda ilk defa, gökyüzüne baktım ve çaresizce haykırdım. "ne olur ona bişey olmasın, ne olur onu benden alma" dedim. Hayatımda ilk defa, biri için bu kadar endişeleniyorum. Biri için kalbim acıyor. Hayatımda ilk defa, biri için gözümü karartıp önüne atlamaya hazırım. Hayatımda ilk defa korkmuyorum hiçbir şeyden, başıma geleceklerden.
Onu benden kimse alamayacak. Kimsenin ona zarar vermesine izin vermeyeceğim.
Asla.
19 Mart 2017 Pazar
Küçükken hep günlük tutardım. Sonra bıraktım tabi. Büyüdükçe insan yüzleşmek istemiyor sanırım hayatında olan şeylerle, o yüzden hep küçüklük anısı olarak kalıyor günlükler. Ama sonra üniversiteye gelince ve Bay Hacker'da hayatıma girince, tekrar giriştim günlük olayına. Yalnız pek günlük olmuyordu bu sefer, onunla ilgili bir şey olursa yazıyordum sadece.
Geçenlerde bir okuyayım dedim neler yazmışım önceden diye, vay be aferin lady he iyi sevmişsin güzel sevmişsin, dedim bir kutladım kendimi.
Aptallığımı kutladım aslında. Hep söylüyorum ya, siz siz olun sakın sizi sevmeyen biri için vaktinizi harcamayın. Çünkü harcadığınız o vakit boşa geçmiş oluyor. Şöyle düşünün; bütün gün hiçbir şey yapmadan evde oturuyorsunuz ama hiçbir şey yapmıyorsunuz, sadece tuvalete gidip yemek yiyip belki sigara içiyorsunuz o kadar. İşte böyle bir şey. Gününüz böyle geçtiğinde nasıl ölü bir gün oluyorsa sizi sevmeyen biri için harcadığınız zamanlarda ölü zamanlar oluyor.
Ha pişman mıyım? Tabii ki değilim. Bu konuda aptal olduğumu söylemiştim. Aslında bunun aptallıkla bir ilgisi yok. Yaptığınız hiçbir şey için pişman olmayın.
Mesela en çok pişmanlık duyulan bir olayla anlatayım durumu:
Ayrıldıktan sonra mesaj atma ya da arama pişmanlığı
Ay en sevdiğim. Bakın şimdi, ayrılık acısı dediğimiz şey sizi yiyip kemirmesin. Gerek yok böyle şeylere. Evet üzücüdür, evet sinirleri yıpratma gücü vardır, evet özlem dolu günlerin habercisidir ve derbeder modların da habercisidir aynı zamanda. Ama GEREK YOK.
Şimdi ben böyle dedim diye hemen dersiniz sen yaşamadın sanki diye, e yaşadım, bir bildiğim var ki böyle söylüyorum dimi?
Bende yakın zamanda ayrıldım yoldaşlarım, yurttaşlarım! Ve neden ayrıldığımızı bilmeden ayrıldım, TERKEDİLDİM. Üzüldüm mü? Evet. Derbedere bağladım mı? Evet. Ağladım mı? Ohooo gözlerim kör olana kadar. Özledim mi? Evet, hem de çok.
Amaaaaaa, bir yerden sonra dedim ki kendi kendime özleminden ölsen de unutacak ve hayatına devam edeceksin. Çünkü öyle olmak zorunda o hayatına devam ederken sen aynı yerde sayıp duracak mısın? Tabii ki hayır.
Ha, aklına gelmeyecek mi? Tabii ki gelecek. Dinlediğiniz şarkılar ya da onu sana hatırlatan şarkılar, gittiğiniz yerler, parklar bahçeler sokaklar. Her yerde aklına gelecek. Ama GEÇECEK. ("geçecek" diye dövme yaptıracağım alnıma) Bazıları çabuk atlatacak, bazılarının ki uzun sürecek ama önünde sonunda ge-çe-cek. Geçmek zorunda. Yoksa kaldığın yerden devam edemezsin hayatına.
Şimdi gelelim konumuza.
Bir akşam arkadaşlarınla dışarı çıktın. Giyindiniz, süslendiniz çok mutlusunuz o gün hepiniz. Amaaaan gelsin içkiler gitsin paralar, oh. Deli gibi içip eğlenip sohbet ettiğiniz o akşamın sonunda ne olacak biliyor musunuz? Konu erkeklere gelecek veeee dıııııt! O mesaj o gün atılacak!
Mesaj atma anı değil de asıl mesajı attıktan sonraki zaman önemli. Çünkü tepki ölçme denen bir gerçek var maalesef. Acaba nasıl cevap verecek? Sohbet edebilecek miyiz yoksa konuyu direkt kapatacak ve sohbeti kısa mı kesecek? Acaba o da benimle konuşmak istiyor mu? Acaba özlemiş midir? Acaba acaba acaba acaba.......
Bu sorular beyninizi kemirmeye devam ederken aslında sohbet etmeye çoktan başlamışsınızdır. İşte o saatten sonra ne etrafınızdakiler kalır ne içkiler ne muhabbetler. İçkinizden hızlı yudumlar ala ala, arka arkaya sigaraları yaka yaka mesajlaşmaya devam edersiniz.
Eğer siz de benim gibi sese takıntılı bir insansanız mesajda "bazen sesini duymaya ihtiyacım oluyor" yazabilirsiniz. Alacağınız cevabı söylüyorum, bu her erkekte aynıdır çünkü: "MÜSAİT OLUNCA ARARIM" Ama aramazlar, haberiniz olsun.
Evet maalesef aramıyorlar. Ama o aramıyor diye derbedere bağlamıyoruz hemen. Ne yapıyoruz? BİZ ARIYORUZ. Yani eğer siz de benim gibi çok takılmıyorsanız bu arama muhabbetlerine, arayın gitsin.
Arayın ve gayet doğal bir şekilde konuşun. Hatta birlikteyken onunla nasıl konuşuyorsanız aynı öyle konuşun. Rahat davranın. Kasmayın. Espriler yapın, gülün. Neler yaptığını sorun, siz neler yaptığınızı anlatın (yorgan altında bütün gün ağladıysanız tabii ki bundan bahsetmeyin.) Onu biraz özlediğinizi ve sesini duymak istediğinizi söyleyin. Bunda bir şey yok. Zaten arıyorsanız belli ki özlemişsiniz yani, erkekler salak değil anlıyorlar. Konuşmanın gidişatına göre sizde zaten rahatlarsınız, heyecanınız geçer sanki birlikteymişsiniz gibi konuşmaya başlarsınız.
Bende de öyle oldu. Yalnız benimki biraz salak olduğu için yine beni sinir etmeyi başardı. Beni geçelim devam edelim konumuza.
Güzel güzel konuştunuz hatta belki buluşmaya bile karar verdiniz. Ama yine de içinizde bir his var: ACABA KONUŞMASA MIYDIK HİSSİ yani diğer adıyla PİŞMANLIK
O düşünceyi hemen atıyoruz kafamızdan hemen hemen hemen. Gerek yok öyle düşüncelere. Şöyle düşünün, onlar size kafalarına estiği zaman mesaj atabiliyorlar. Ayrı olmanıza rağmen hala size karışma hakkını kendilerinde görebiliyorlar. Sizin unutmaya başladığınızı hissedip kendilerini hatırlatmayı biliyorlar. Siz de arayabilirsiniz. Eğer sizi rahatlatacaksa kendi kendinize "ona kendimi hatırlatmak istedim oh iyi oldu yalak" diye mantra gibi tekrarlayın bu cümleyi.
Tek yapmamanız gereken şey, özlediğinizi bütün cümle aleme duyurmamak. Snapte orada burada onu özlediğinize dair şeyler paylaşmayın. En yakın arkadaşım dediğiniz insandan bile kazık yemediniz mi? Yani kimseye güven olmaz, yarın öbür gün gelir karşınıza sizi bu konudan vurmaya kalkar sonra hoop gelsin tekrar derbeder günler geceler. Eğer özlediyseniz bu sadece sizin aranızda olsun. hem orada burada paylaşınca erkeğinizin popişini kaldırmak istemezsiniz değil mi? Özlediysen bunu sadece onunla paylaş başka kimsenin bilmesine gerek yok. Bilmesin de zaten.
Ve bu durum sadece ikinizin arasında olursa emin olun pişman olmazsınız. Hem zaten hayatta ne yaparsanız yapın hiçbir şeyden pişman olmayın. Pişman olup da kendinizi kötü hissetmeyin. Çünkü kötü bir şey yapmıyorsunuz. İçinizden geleni yapıyorsunuz sadece ve bunda hiçbir şey yok.
Kendinizi kötü hissetmeyin. Kimseye bağlı kalmayın kimseyi takmayın el alem ne der diye düşünmeyin. Hayatınızı yaşayın ama içinizden geldiği gibi yaşayın. Ne yapmak istiyorsanız onu yapın. Çünkü bu hayatta sizden daha değerli hiçbir şey yok. Bunu sakın unutmayın.
Hadi öptüm.
xoxo,
Lady
Geçenlerde bir okuyayım dedim neler yazmışım önceden diye, vay be aferin lady he iyi sevmişsin güzel sevmişsin, dedim bir kutladım kendimi.
Aptallığımı kutladım aslında. Hep söylüyorum ya, siz siz olun sakın sizi sevmeyen biri için vaktinizi harcamayın. Çünkü harcadığınız o vakit boşa geçmiş oluyor. Şöyle düşünün; bütün gün hiçbir şey yapmadan evde oturuyorsunuz ama hiçbir şey yapmıyorsunuz, sadece tuvalete gidip yemek yiyip belki sigara içiyorsunuz o kadar. İşte böyle bir şey. Gününüz böyle geçtiğinde nasıl ölü bir gün oluyorsa sizi sevmeyen biri için harcadığınız zamanlarda ölü zamanlar oluyor.
Ha pişman mıyım? Tabii ki değilim. Bu konuda aptal olduğumu söylemiştim. Aslında bunun aptallıkla bir ilgisi yok. Yaptığınız hiçbir şey için pişman olmayın.
Mesela en çok pişmanlık duyulan bir olayla anlatayım durumu:
Ayrıldıktan sonra mesaj atma ya da arama pişmanlığı
Ay en sevdiğim. Bakın şimdi, ayrılık acısı dediğimiz şey sizi yiyip kemirmesin. Gerek yok böyle şeylere. Evet üzücüdür, evet sinirleri yıpratma gücü vardır, evet özlem dolu günlerin habercisidir ve derbeder modların da habercisidir aynı zamanda. Ama GEREK YOK.
Şimdi ben böyle dedim diye hemen dersiniz sen yaşamadın sanki diye, e yaşadım, bir bildiğim var ki böyle söylüyorum dimi?
Bende yakın zamanda ayrıldım yoldaşlarım, yurttaşlarım! Ve neden ayrıldığımızı bilmeden ayrıldım, TERKEDİLDİM. Üzüldüm mü? Evet. Derbedere bağladım mı? Evet. Ağladım mı? Ohooo gözlerim kör olana kadar. Özledim mi? Evet, hem de çok.
Amaaaaaa, bir yerden sonra dedim ki kendi kendime özleminden ölsen de unutacak ve hayatına devam edeceksin. Çünkü öyle olmak zorunda o hayatına devam ederken sen aynı yerde sayıp duracak mısın? Tabii ki hayır.
Ha, aklına gelmeyecek mi? Tabii ki gelecek. Dinlediğiniz şarkılar ya da onu sana hatırlatan şarkılar, gittiğiniz yerler, parklar bahçeler sokaklar. Her yerde aklına gelecek. Ama GEÇECEK. ("geçecek" diye dövme yaptıracağım alnıma) Bazıları çabuk atlatacak, bazılarının ki uzun sürecek ama önünde sonunda ge-çe-cek. Geçmek zorunda. Yoksa kaldığın yerden devam edemezsin hayatına.
Şimdi gelelim konumuza.
Bir akşam arkadaşlarınla dışarı çıktın. Giyindiniz, süslendiniz çok mutlusunuz o gün hepiniz. Amaaaan gelsin içkiler gitsin paralar, oh. Deli gibi içip eğlenip sohbet ettiğiniz o akşamın sonunda ne olacak biliyor musunuz? Konu erkeklere gelecek veeee dıııııt! O mesaj o gün atılacak!
Mesaj atma anı değil de asıl mesajı attıktan sonraki zaman önemli. Çünkü tepki ölçme denen bir gerçek var maalesef. Acaba nasıl cevap verecek? Sohbet edebilecek miyiz yoksa konuyu direkt kapatacak ve sohbeti kısa mı kesecek? Acaba o da benimle konuşmak istiyor mu? Acaba özlemiş midir? Acaba acaba acaba acaba.......
Bu sorular beyninizi kemirmeye devam ederken aslında sohbet etmeye çoktan başlamışsınızdır. İşte o saatten sonra ne etrafınızdakiler kalır ne içkiler ne muhabbetler. İçkinizden hızlı yudumlar ala ala, arka arkaya sigaraları yaka yaka mesajlaşmaya devam edersiniz.
Eğer siz de benim gibi sese takıntılı bir insansanız mesajda "bazen sesini duymaya ihtiyacım oluyor" yazabilirsiniz. Alacağınız cevabı söylüyorum, bu her erkekte aynıdır çünkü: "MÜSAİT OLUNCA ARARIM" Ama aramazlar, haberiniz olsun.
Evet maalesef aramıyorlar. Ama o aramıyor diye derbedere bağlamıyoruz hemen. Ne yapıyoruz? BİZ ARIYORUZ. Yani eğer siz de benim gibi çok takılmıyorsanız bu arama muhabbetlerine, arayın gitsin.
Arayın ve gayet doğal bir şekilde konuşun. Hatta birlikteyken onunla nasıl konuşuyorsanız aynı öyle konuşun. Rahat davranın. Kasmayın. Espriler yapın, gülün. Neler yaptığını sorun, siz neler yaptığınızı anlatın (yorgan altında bütün gün ağladıysanız tabii ki bundan bahsetmeyin.) Onu biraz özlediğinizi ve sesini duymak istediğinizi söyleyin. Bunda bir şey yok. Zaten arıyorsanız belli ki özlemişsiniz yani, erkekler salak değil anlıyorlar. Konuşmanın gidişatına göre sizde zaten rahatlarsınız, heyecanınız geçer sanki birlikteymişsiniz gibi konuşmaya başlarsınız.
Bende de öyle oldu. Yalnız benimki biraz salak olduğu için yine beni sinir etmeyi başardı. Beni geçelim devam edelim konumuza.
Güzel güzel konuştunuz hatta belki buluşmaya bile karar verdiniz. Ama yine de içinizde bir his var: ACABA KONUŞMASA MIYDIK HİSSİ yani diğer adıyla PİŞMANLIK
O düşünceyi hemen atıyoruz kafamızdan hemen hemen hemen. Gerek yok öyle düşüncelere. Şöyle düşünün, onlar size kafalarına estiği zaman mesaj atabiliyorlar. Ayrı olmanıza rağmen hala size karışma hakkını kendilerinde görebiliyorlar. Sizin unutmaya başladığınızı hissedip kendilerini hatırlatmayı biliyorlar. Siz de arayabilirsiniz. Eğer sizi rahatlatacaksa kendi kendinize "ona kendimi hatırlatmak istedim oh iyi oldu yalak" diye mantra gibi tekrarlayın bu cümleyi.
Tek yapmamanız gereken şey, özlediğinizi bütün cümle aleme duyurmamak. Snapte orada burada onu özlediğinize dair şeyler paylaşmayın. En yakın arkadaşım dediğiniz insandan bile kazık yemediniz mi? Yani kimseye güven olmaz, yarın öbür gün gelir karşınıza sizi bu konudan vurmaya kalkar sonra hoop gelsin tekrar derbeder günler geceler. Eğer özlediyseniz bu sadece sizin aranızda olsun. hem orada burada paylaşınca erkeğinizin popişini kaldırmak istemezsiniz değil mi? Özlediysen bunu sadece onunla paylaş başka kimsenin bilmesine gerek yok. Bilmesin de zaten.
Ve bu durum sadece ikinizin arasında olursa emin olun pişman olmazsınız. Hem zaten hayatta ne yaparsanız yapın hiçbir şeyden pişman olmayın. Pişman olup da kendinizi kötü hissetmeyin. Çünkü kötü bir şey yapmıyorsunuz. İçinizden geleni yapıyorsunuz sadece ve bunda hiçbir şey yok.
Kendinizi kötü hissetmeyin. Kimseye bağlı kalmayın kimseyi takmayın el alem ne der diye düşünmeyin. Hayatınızı yaşayın ama içinizden geldiği gibi yaşayın. Ne yapmak istiyorsanız onu yapın. Çünkü bu hayatta sizden daha değerli hiçbir şey yok. Bunu sakın unutmayın.
Hadi öptüm.
xoxo,
Lady
13 Mart 2017 Pazartesi
Geçenlerde burç yorumlarına bakasım geldi. Okudum ve aynen şöyle yazıyordu:
"Her 'seni seviyorum' diyene inanmayacak kadar 'seviyorum' diyenlerden zarar görmüştür Balık."
Arkadaşlar, yoruldum. Hayatıma girip beni alt üst edip sonra da defolup gitmelerinden yoruldum. Bu sefer ki tam olarak defolup gitmedi, arada kendini hatırlatmak amaçlı mesajlar atıyor. Yalak! Salak mı var senin karşında? Özledik belkiymiş, Ben buna inanacak kadar salak mıyım? Canım benim ya, zaten her zaman kendini haklı görürdü, her zaman onun dedikleri olmak zorundaydı. Oldu canım başka?
Çok sinirliyim ona. O kadar sinirliyim ki, artık kendimi tutamayacakmışım gibi hissediyorum. Ama tutuyorum şimdilik, hala direniyorum. Ama öyle bir an gelecek ki, ağzıma ne gelirse, bu zamana kadar ne hissettiysem ne düşündüysem onunla ilgili, tek tek hepsini söyleyeceğim ona. O günün gelmesini tabii ki istemiyorum ve gelmemesi için de elimden geleni yapıyorum, yapacağım da. Ama bu aralar iyi değilim. Sesini duymak istiyorum, görmek istiyorum. Onunla eskisi gibi konuşabilmek istiyorum. Bana her yazdığında tersledim çoğu zaman. Öyle yapmak zorundaydım çünkü üzülen taraf ben olacaktım biliyorum. Ha, şu an üzülen taraf ben değil miyim? Son bir kaç güne bakarsak ve bu son bir kaç gündür sürekli onu düşündüğümü düşünürsek, evet benim.
Size tecrübelerime ve hatalarıma dayanarak ayrıldıktan sonra yapmamanız gereken şeyleri söyleyeceğim:
1. Falcıya gitmek
Eveet. Ben de gittim. O kadar pişmanım ki şu an o kadını öldürmek istiyorum. Duygularını dışa vurmamız lazım dedi dedi dedi, al mutlu musun şimdi yalak kene?! Toplayamıyorum duygularımı yerlerden, toplayamıyorum kırılan kalbimin parçalarını... "Sen çok göz yaşı dökmüşsün bu çocuk için ama üzülmeee çünkü seni arayacaaak hem de Nisanın ilk haftası" dedi. Lan nisanın ilk haftasına kadar öleceğim ben burada. Siz siz olun kızlar, sakın ama sakın bir falcının söylediklerini kafanıza takıp da ümitlenmeyin. Olmayacak çünkü öyle bir şey. O sizi aramayacak, o size geri dönmeyecek ve o sizi bir daha sevmeyecek. Benim için de geçerli bu.
(ama illa ki derseniz nereye gittin ben akıllanmıyorum ben de gidicem, mail atın bana yazarım size adresini ve kadının adını)
2. Tripli şarkılar dinlemek
Bu dönemde dinlediğiniz şarkılar da çok önemli hale geliyor. Onunla birlikte dinlediğiniz şarkıları dinlediğinizde içinizde höykürmek derecesinde ağlama krizleri patlamaya başlıyor. O Emre Aydın "ama sen beni unutamazsın" diye başlıyor ya, eh be canım neden kalbimize saplıyorsun bıçağı? Benim durumum hepten fenaydı yalnız. Bruno Mars'ı çok severim ve maalesef o da Bruno'ya çok benziyordu. Hala bile bazen Bruno Mars dinlediğimde aklıma geliyor ve bir yerden sonra şarkıya katlanamamaya başlıyorum ve kapatıyorum. Ama tabii ki bu uzun sürmeyecek. O kim oluyor ki de ben sevdiğim şeylerden vazgeçmek zorunda kalacağım?
3. Abur cuburun dibine vurmak
En tehlikeli durum işte bu. Böyle zamanlarda kendini yemeğe vurmak daha doğrusu abur cubura vurmak sizi o an mutlu etse de (ki etmiyor) sonrasında acısını daha büyük yaşamanıza neden olacak bir olay. Çünkü KİLO ALACAKSINIZ. Yapmayın, boşuna kendinizi daha da kötü hissetmeyin. Aşk acısını unuttuktan sonra gerçek hayata geri döndüğünüzde ve aynaya baktığınızda dışbükey olmuş bir göbek ve koskocaman bir popo görmek istemiyorsanız, abur cubur yok.
4. Alkole abanmayın
Ah işte en sevdiğim. O içkiyi içersin, tripli şarkıları açarsın, cipsten bir iki atarsın ağzına. Sonra şişeyi sallayarak havaya bir şerefe yaparsın ve şarkıya eşlik edersin. İşte o andan sonra ipler kopar. Ya denk gelir (bana geldi), o sana birden mesaj atar. Ya da sen onu ararsın! Üç seçenek vardır ya telefonu açar ve normal konuşur ya telefonu açar fakat soğuk konuşmalarıyla sizin gecenizi mahvetmeyi başarır ya daaa telefonu açmaz. Hemen aklınıza kötü bir şey gelmesin büyük ihtimalle uyuyor olurlar.
Yapmayın. içki için ama mesaj falan atmayın ya da aramayın.
Bakın şimdi size şöyle anlatacağım. Bu zamana kadar hayatıma kim girdiyse hep onlar beni engellediler, numaramı sildiler işte efendime söyleyeyim, hangi sosyal medyadan takip ediyorlarsa takibi bıraktılar falan filan. Ben hiçbir zaman böyle bir şey yapmadım çünkü bana çok saçma gelir bu olay. Çünkü karşındaki insan bir ilişkiyi bitirmiş anladın mı? Sen onu takipten çıkarsan ne olur çıkarmasan ne olur, hani basit bir olay yani. Koskoca bir ilişkinin bitmesi daha çok etkiler beni, instagram'dan takibi bırakıp bırakmadığı ya da engelleyip engellemediği değil.
Bu beyefendi kendisi ayrılmak istedi hatta nedenini de söylemedi, yalan söyledi sadece, ama ne hikmetse hala arada yazıyor özledik belki falan diyor hala beni her yerden takip ediyor hala engelleme olaylarına da girişmedi, numaramı da silmedi??????
İşte bu durumda aklınıza hemen şunlar gelecek:
1. Bir erkek ayrıldıktan sonra size mesaj atmaya devam ediyorsa bu sizi özlediği için değil, size kendini hatırlatmak istediği içindir. Ya da canı sıkılmıştır, daha doğrusu yazacak kız bulamamıştır.
2. Özledim diye mesaj atan bir erkek özlememiştir. Sadece diğer konuştuğu, görüştüğü kızlardan sıkılmıştır ya da istediği şeyi alamamıştır onlardan ve son kez sizde şansını denemek ister.
3. Bir erkek sizi sosyal medyadan hala takip ediyorsa, snaplerinizi izliyorsa, numaranızı silmemiş ve sizi engellememişse, henüz hayatına biri girmemiş demektir. Yani daha da açık olmamı isterseniz eğer, sizi yedekte tutuyor demektir.
4. Hayatına biri girdiğinde, sizi her yerden silecek, engelleyecek ve siz hiç olmamışsınız gibi davranacak. Kendinizi buna hazırlayın şimdiden.
Bunları size söylerken aynı zamanda kendim için de söylüyorum. Çünkü benimde başıma gelecek bunlar yakın zamanda biliyorum. Çünkü karşımdaki insan değil. Çünkü karşımdaki ona verdiğim değeri hak etmeyen bir yaratık. Artık gözümde zerre değeri olmayan ve umrumda da olmayan bir kişi.
Bir de bana şarkı gönderdi o gece.
"Bahsetme kimselere yaramızda kalsın,
sığmadık şehirlere, şiirlere taştık.
unutmadım yine, bir büyüklük bende kaldı.
kadehler kırıldılar sana bu gece."
İki yalnız bir doğru edebilirdik şimdi ayrı şiirlerde yaşar gibiyiz öyle mi?
Umarım ölürsün deniz.
xoxo,
lady
"Her 'seni seviyorum' diyene inanmayacak kadar 'seviyorum' diyenlerden zarar görmüştür Balık."
Arkadaşlar, yoruldum. Hayatıma girip beni alt üst edip sonra da defolup gitmelerinden yoruldum. Bu sefer ki tam olarak defolup gitmedi, arada kendini hatırlatmak amaçlı mesajlar atıyor. Yalak! Salak mı var senin karşında? Özledik belkiymiş, Ben buna inanacak kadar salak mıyım? Canım benim ya, zaten her zaman kendini haklı görürdü, her zaman onun dedikleri olmak zorundaydı. Oldu canım başka?
Çok sinirliyim ona. O kadar sinirliyim ki, artık kendimi tutamayacakmışım gibi hissediyorum. Ama tutuyorum şimdilik, hala direniyorum. Ama öyle bir an gelecek ki, ağzıma ne gelirse, bu zamana kadar ne hissettiysem ne düşündüysem onunla ilgili, tek tek hepsini söyleyeceğim ona. O günün gelmesini tabii ki istemiyorum ve gelmemesi için de elimden geleni yapıyorum, yapacağım da. Ama bu aralar iyi değilim. Sesini duymak istiyorum, görmek istiyorum. Onunla eskisi gibi konuşabilmek istiyorum. Bana her yazdığında tersledim çoğu zaman. Öyle yapmak zorundaydım çünkü üzülen taraf ben olacaktım biliyorum. Ha, şu an üzülen taraf ben değil miyim? Son bir kaç güne bakarsak ve bu son bir kaç gündür sürekli onu düşündüğümü düşünürsek, evet benim.
Size tecrübelerime ve hatalarıma dayanarak ayrıldıktan sonra yapmamanız gereken şeyleri söyleyeceğim:
1. Falcıya gitmek
Eveet. Ben de gittim. O kadar pişmanım ki şu an o kadını öldürmek istiyorum. Duygularını dışa vurmamız lazım dedi dedi dedi, al mutlu musun şimdi yalak kene?! Toplayamıyorum duygularımı yerlerden, toplayamıyorum kırılan kalbimin parçalarını... "Sen çok göz yaşı dökmüşsün bu çocuk için ama üzülmeee çünkü seni arayacaaak hem de Nisanın ilk haftası" dedi. Lan nisanın ilk haftasına kadar öleceğim ben burada. Siz siz olun kızlar, sakın ama sakın bir falcının söylediklerini kafanıza takıp da ümitlenmeyin. Olmayacak çünkü öyle bir şey. O sizi aramayacak, o size geri dönmeyecek ve o sizi bir daha sevmeyecek. Benim için de geçerli bu.
(ama illa ki derseniz nereye gittin ben akıllanmıyorum ben de gidicem, mail atın bana yazarım size adresini ve kadının adını)
2. Tripli şarkılar dinlemek
Bu dönemde dinlediğiniz şarkılar da çok önemli hale geliyor. Onunla birlikte dinlediğiniz şarkıları dinlediğinizde içinizde höykürmek derecesinde ağlama krizleri patlamaya başlıyor. O Emre Aydın "ama sen beni unutamazsın" diye başlıyor ya, eh be canım neden kalbimize saplıyorsun bıçağı? Benim durumum hepten fenaydı yalnız. Bruno Mars'ı çok severim ve maalesef o da Bruno'ya çok benziyordu. Hala bile bazen Bruno Mars dinlediğimde aklıma geliyor ve bir yerden sonra şarkıya katlanamamaya başlıyorum ve kapatıyorum. Ama tabii ki bu uzun sürmeyecek. O kim oluyor ki de ben sevdiğim şeylerden vazgeçmek zorunda kalacağım?
3. Abur cuburun dibine vurmak
En tehlikeli durum işte bu. Böyle zamanlarda kendini yemeğe vurmak daha doğrusu abur cubura vurmak sizi o an mutlu etse de (ki etmiyor) sonrasında acısını daha büyük yaşamanıza neden olacak bir olay. Çünkü KİLO ALACAKSINIZ. Yapmayın, boşuna kendinizi daha da kötü hissetmeyin. Aşk acısını unuttuktan sonra gerçek hayata geri döndüğünüzde ve aynaya baktığınızda dışbükey olmuş bir göbek ve koskocaman bir popo görmek istemiyorsanız, abur cubur yok.
4. Alkole abanmayın
Ah işte en sevdiğim. O içkiyi içersin, tripli şarkıları açarsın, cipsten bir iki atarsın ağzına. Sonra şişeyi sallayarak havaya bir şerefe yaparsın ve şarkıya eşlik edersin. İşte o andan sonra ipler kopar. Ya denk gelir (bana geldi), o sana birden mesaj atar. Ya da sen onu ararsın! Üç seçenek vardır ya telefonu açar ve normal konuşur ya telefonu açar fakat soğuk konuşmalarıyla sizin gecenizi mahvetmeyi başarır ya daaa telefonu açmaz. Hemen aklınıza kötü bir şey gelmesin büyük ihtimalle uyuyor olurlar.
Yapmayın. içki için ama mesaj falan atmayın ya da aramayın.
Bakın şimdi size şöyle anlatacağım. Bu zamana kadar hayatıma kim girdiyse hep onlar beni engellediler, numaramı sildiler işte efendime söyleyeyim, hangi sosyal medyadan takip ediyorlarsa takibi bıraktılar falan filan. Ben hiçbir zaman böyle bir şey yapmadım çünkü bana çok saçma gelir bu olay. Çünkü karşındaki insan bir ilişkiyi bitirmiş anladın mı? Sen onu takipten çıkarsan ne olur çıkarmasan ne olur, hani basit bir olay yani. Koskoca bir ilişkinin bitmesi daha çok etkiler beni, instagram'dan takibi bırakıp bırakmadığı ya da engelleyip engellemediği değil.
Bu beyefendi kendisi ayrılmak istedi hatta nedenini de söylemedi, yalan söyledi sadece, ama ne hikmetse hala arada yazıyor özledik belki falan diyor hala beni her yerden takip ediyor hala engelleme olaylarına da girişmedi, numaramı da silmedi??????
İşte bu durumda aklınıza hemen şunlar gelecek:
1. Bir erkek ayrıldıktan sonra size mesaj atmaya devam ediyorsa bu sizi özlediği için değil, size kendini hatırlatmak istediği içindir. Ya da canı sıkılmıştır, daha doğrusu yazacak kız bulamamıştır.
2. Özledim diye mesaj atan bir erkek özlememiştir. Sadece diğer konuştuğu, görüştüğü kızlardan sıkılmıştır ya da istediği şeyi alamamıştır onlardan ve son kez sizde şansını denemek ister.
3. Bir erkek sizi sosyal medyadan hala takip ediyorsa, snaplerinizi izliyorsa, numaranızı silmemiş ve sizi engellememişse, henüz hayatına biri girmemiş demektir. Yani daha da açık olmamı isterseniz eğer, sizi yedekte tutuyor demektir.
4. Hayatına biri girdiğinde, sizi her yerden silecek, engelleyecek ve siz hiç olmamışsınız gibi davranacak. Kendinizi buna hazırlayın şimdiden.
Bunları size söylerken aynı zamanda kendim için de söylüyorum. Çünkü benimde başıma gelecek bunlar yakın zamanda biliyorum. Çünkü karşımdaki insan değil. Çünkü karşımdaki ona verdiğim değeri hak etmeyen bir yaratık. Artık gözümde zerre değeri olmayan ve umrumda da olmayan bir kişi.
Bir de bana şarkı gönderdi o gece.
"Bahsetme kimselere yaramızda kalsın,
sığmadık şehirlere, şiirlere taştık.
unutmadım yine, bir büyüklük bende kaldı.
kadehler kırıldılar sana bu gece."
İki yalnız bir doğru edebilirdik şimdi ayrı şiirlerde yaşar gibiyiz öyle mi?
Umarım ölürsün deniz.
xoxo,
lady
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)