Küçükken hep günlük tutardım. Sonra bıraktım tabi. Büyüdükçe insan yüzleşmek istemiyor sanırım hayatında olan şeylerle, o yüzden hep küçüklük anısı olarak kalıyor günlükler. Ama sonra üniversiteye gelince ve Bay Hacker'da hayatıma girince, tekrar giriştim günlük olayına. Yalnız pek günlük olmuyordu bu sefer, onunla ilgili bir şey olursa yazıyordum sadece.
Geçenlerde bir okuyayım dedim neler yazmışım önceden diye, vay be aferin lady he iyi sevmişsin güzel sevmişsin, dedim bir kutladım kendimi.
Aptallığımı kutladım aslında. Hep söylüyorum ya, siz siz olun sakın sizi sevmeyen biri için vaktinizi harcamayın. Çünkü harcadığınız o vakit boşa geçmiş oluyor. Şöyle düşünün; bütün gün hiçbir şey yapmadan evde oturuyorsunuz ama hiçbir şey yapmıyorsunuz, sadece tuvalete gidip yemek yiyip belki sigara içiyorsunuz o kadar. İşte böyle bir şey. Gününüz böyle geçtiğinde nasıl ölü bir gün oluyorsa sizi sevmeyen biri için harcadığınız zamanlarda ölü zamanlar oluyor.
Ha pişman mıyım? Tabii ki değilim. Bu konuda aptal olduğumu söylemiştim. Aslında bunun aptallıkla bir ilgisi yok. Yaptığınız hiçbir şey için pişman olmayın.
Mesela en çok pişmanlık duyulan bir olayla anlatayım durumu:
Ayrıldıktan sonra mesaj atma ya da arama pişmanlığı
Ay en sevdiğim. Bakın şimdi, ayrılık acısı dediğimiz şey sizi yiyip kemirmesin. Gerek yok böyle şeylere. Evet üzücüdür, evet sinirleri yıpratma gücü vardır, evet özlem dolu günlerin habercisidir ve derbeder modların da habercisidir aynı zamanda. Ama GEREK YOK.
Şimdi ben böyle dedim diye hemen dersiniz sen yaşamadın sanki diye, e yaşadım, bir bildiğim var ki böyle söylüyorum dimi?
Bende yakın zamanda ayrıldım yoldaşlarım, yurttaşlarım! Ve neden ayrıldığımızı bilmeden ayrıldım, TERKEDİLDİM. Üzüldüm mü? Evet. Derbedere bağladım mı? Evet. Ağladım mı? Ohooo gözlerim kör olana kadar. Özledim mi? Evet, hem de çok.
Amaaaaaa, bir yerden sonra dedim ki kendi kendime özleminden ölsen de unutacak ve hayatına devam edeceksin. Çünkü öyle olmak zorunda o hayatına devam ederken sen aynı yerde sayıp duracak mısın? Tabii ki hayır.
Ha, aklına gelmeyecek mi? Tabii ki gelecek. Dinlediğiniz şarkılar ya da onu sana hatırlatan şarkılar, gittiğiniz yerler, parklar bahçeler sokaklar. Her yerde aklına gelecek. Ama GEÇECEK. ("geçecek" diye dövme yaptıracağım alnıma) Bazıları çabuk atlatacak, bazılarının ki uzun sürecek ama önünde sonunda ge-çe-cek. Geçmek zorunda. Yoksa kaldığın yerden devam edemezsin hayatına.
Şimdi gelelim konumuza.
Bir akşam arkadaşlarınla dışarı çıktın. Giyindiniz, süslendiniz çok mutlusunuz o gün hepiniz. Amaaaan gelsin içkiler gitsin paralar, oh. Deli gibi içip eğlenip sohbet ettiğiniz o akşamın sonunda ne olacak biliyor musunuz? Konu erkeklere gelecek veeee dıııııt! O mesaj o gün atılacak!
Mesaj atma anı değil de asıl mesajı attıktan sonraki zaman önemli. Çünkü tepki ölçme denen bir gerçek var maalesef. Acaba nasıl cevap verecek? Sohbet edebilecek miyiz yoksa konuyu direkt kapatacak ve sohbeti kısa mı kesecek? Acaba o da benimle konuşmak istiyor mu? Acaba özlemiş midir? Acaba acaba acaba acaba.......
Bu sorular beyninizi kemirmeye devam ederken aslında sohbet etmeye çoktan başlamışsınızdır. İşte o saatten sonra ne etrafınızdakiler kalır ne içkiler ne muhabbetler. İçkinizden hızlı yudumlar ala ala, arka arkaya sigaraları yaka yaka mesajlaşmaya devam edersiniz.
Eğer siz de benim gibi sese takıntılı bir insansanız mesajda "bazen sesini duymaya ihtiyacım oluyor" yazabilirsiniz. Alacağınız cevabı söylüyorum, bu her erkekte aynıdır çünkü: "MÜSAİT OLUNCA ARARIM" Ama aramazlar, haberiniz olsun.
Evet maalesef aramıyorlar. Ama o aramıyor diye derbedere bağlamıyoruz hemen. Ne yapıyoruz? BİZ ARIYORUZ. Yani eğer siz de benim gibi çok takılmıyorsanız bu arama muhabbetlerine, arayın gitsin.
Arayın ve gayet doğal bir şekilde konuşun. Hatta birlikteyken onunla nasıl konuşuyorsanız aynı öyle konuşun. Rahat davranın. Kasmayın. Espriler yapın, gülün. Neler yaptığını sorun, siz neler yaptığınızı anlatın (yorgan altında bütün gün ağladıysanız tabii ki bundan bahsetmeyin.) Onu biraz özlediğinizi ve sesini duymak istediğinizi söyleyin. Bunda bir şey yok. Zaten arıyorsanız belli ki özlemişsiniz yani, erkekler salak değil anlıyorlar. Konuşmanın gidişatına göre sizde zaten rahatlarsınız, heyecanınız geçer sanki birlikteymişsiniz gibi konuşmaya başlarsınız.
Bende de öyle oldu. Yalnız benimki biraz salak olduğu için yine beni sinir etmeyi başardı. Beni geçelim devam edelim konumuza.
Güzel güzel konuştunuz hatta belki buluşmaya bile karar verdiniz. Ama yine de içinizde bir his var: ACABA KONUŞMASA MIYDIK HİSSİ yani diğer adıyla PİŞMANLIK
O düşünceyi hemen atıyoruz kafamızdan hemen hemen hemen. Gerek yok öyle düşüncelere. Şöyle düşünün, onlar size kafalarına estiği zaman mesaj atabiliyorlar. Ayrı olmanıza rağmen hala size karışma hakkını kendilerinde görebiliyorlar. Sizin unutmaya başladığınızı hissedip kendilerini hatırlatmayı biliyorlar. Siz de arayabilirsiniz. Eğer sizi rahatlatacaksa kendi kendinize "ona kendimi hatırlatmak istedim oh iyi oldu yalak" diye mantra gibi tekrarlayın bu cümleyi.
Tek yapmamanız gereken şey, özlediğinizi bütün cümle aleme duyurmamak. Snapte orada burada onu özlediğinize dair şeyler paylaşmayın. En yakın arkadaşım dediğiniz insandan bile kazık yemediniz mi? Yani kimseye güven olmaz, yarın öbür gün gelir karşınıza sizi bu konudan vurmaya kalkar sonra hoop gelsin tekrar derbeder günler geceler. Eğer özlediyseniz bu sadece sizin aranızda olsun. hem orada burada paylaşınca erkeğinizin popişini kaldırmak istemezsiniz değil mi? Özlediysen bunu sadece onunla paylaş başka kimsenin bilmesine gerek yok. Bilmesin de zaten.
Ve bu durum sadece ikinizin arasında olursa emin olun pişman olmazsınız. Hem zaten hayatta ne yaparsanız yapın hiçbir şeyden pişman olmayın. Pişman olup da kendinizi kötü hissetmeyin. Çünkü kötü bir şey yapmıyorsunuz. İçinizden geleni yapıyorsunuz sadece ve bunda hiçbir şey yok.
Kendinizi kötü hissetmeyin. Kimseye bağlı kalmayın kimseyi takmayın el alem ne der diye düşünmeyin. Hayatınızı yaşayın ama içinizden geldiği gibi yaşayın. Ne yapmak istiyorsanız onu yapın. Çünkü bu hayatta sizden daha değerli hiçbir şey yok. Bunu sakın unutmayın.
Hadi öptüm.
xoxo,
Lady
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder